Mastodon
Hemen Randevu Al
TR | EN

25° Cobb Açılı Adölesan İdiyopatik Skolyozda Klinik Değerlendirme ve 12 Haftalık Schroth Temelli Rehabilitasyon: Anonim Klinik Vaka Sunumu

Özet

Amaç: Adölesan idiopatik skolyozda (AİS), radyografik eğriliğin yanı sıra postür, gövde dayanıklılığı, solunum paterni ve fonksiyonel kapasitenin birlikte değerlendirilmesinin klinik karar verme sürecindeki yerini anonim bir vaka üzerinden sunmaktır.

Vaka: On dokuz yaşındaki kadın hasta, yaklaşık 25° Cobb açısına sahip sağ torakal–sol lomber çift eğrilikli adölesan idiopatik skolyoz tanısıyla değerlendirildi. Hasta Chêneau tipi korse kullanıyor, daha önce farklı bir merkezde Schroth temelli egzersiz tedavisine katıldığını ancak günlük yaşamındaki yakınmalarında belirgin değişiklik hissetmediğini ifade ediyordu. Başlıca yakınmaları uzun süre oturma ve ayakta kalma sonrasında ortaya çıkan bel ve sırt ağrısıydı.

Klinik değerlendirmede üç boyutlu postür analiz sistemi, skolyometre ölçümü, gövde kas dayanıklılık testleri, solunum değerlendirmesi ve fonksiyonel ölçekler birlikte kullanıldı. Başlangıç değerlendirmesinde VAS ağrı skoru 5/10, Oswestry Disability Index (ODI) skoru 25/50 ve skolyometre ölçümü 9° olarak kaydedildi. Üç boyutlu postür analizinde omuz ve pelvis asimetrileri, anterior baş postürü, rib hump ve gövde hizalanmasında belirgin değişiklikler gözlendi.

Hasta, 12 hafta boyunca eğriliğe özgü Schroth temelli egzersiz programı ile birlikte bireyselleştirilmiş manuel uygulamalar ve gövde stabilizasyon eğitimini içeren konservatif rehabilitasyon programına alındı.

Tedavi sonunda ağrı şiddetinde azalma, fonksiyonel kapasitede iyileşme, gövde dayanıklılığında artış, postür analiz parametrelerinde olumlu değişiklikler ve solunum ekspansiyonunda gelişme gözlendi. Skolyometre ölçümünde başlangıca göre azalma kaydedildi.

Sonuç: Bu vaka, adölesan idiopatik skolyozda klinik değerlendirmenin yalnızca Cobb açısına değil; üç boyutlu postür analizi, gövde dayanıklılığı, solunum paterni ve fonksiyonel değerlendirmelerle birlikte ele alınmasının rehabilitasyon planlamasına katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Tek bir vakadan genelleme yapmak mümkün olmamakla birlikte, çok boyutlu değerlendirme yaklaşımının klinik karar verme sürecini destekleyebileceği düşünülmektedir.


Önemli Bilgilendirme

Bu makale anonimleştirilmiş tek bir klinik vaka sunumudur. Tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez. Vaka; eğitim ve bilimsel paylaşım amacıyla hazırlanmıştır.

Vaka içerisinde yer alan değerlendirme bulguları, uygulanan rehabilitasyon programı ve gözlenen klinik değişimler yalnızca bu hastaya aittir. Aynı tanıya sahip bireylerde benzer sonuçların elde edileceği anlamına gelmez.

Adölesan idiopatik skolyozun değerlendirilmesi; radyografik incelemeler, klinik muayene, postür analizi, fonksiyonel testler ve bireysel hasta özelliklerinin birlikte yorumlanmasını gerektirir. Bu nedenle tedavi planı her hasta için ayrı oluşturulmalıdır.

Bu içerik tanı koyma veya kişiye özel tedavi önerisi amacı taşımamaktadır.


Giriş

Adölesan idiopatik skolyoz (AİS), büyüme çağında ortaya çıkan ve en sık görülen yapısal omurga deformitelerinden biridir. Radyografide Cobb açısı ile tanımlanan koronal düzlem eğriliğine, vertebral rotasyon ve üç boyutlu gövde deformitesi eşlik edebilir. Günümüzde tedavi planlamasında eğriliğin derecesi önemli bir belirleyici olmakla birlikte, klinik yakınmaların yalnızca radyografik ölçümlerle açıklanamayabileceği de bilinmektedir.

Benzer Cobb açılarına sahip bireylerde ağrı düzeyi, postüral kontrol, gövde kas dayanıklılığı, solunum fonksiyonu ve günlük yaşam aktiviteleri farklılık gösterebilir. Bu nedenle güncel konservatif rehabilitasyon yaklaşımları, radyografik değerlendirmenin yanı sıra fonksiyonel performans ve bireysel klinik bulguların birlikte ele alınmasını önermektedir.

Schroth temelli egzersiz yaklaşımı, eğriliğe özgü üç boyutlu düzeltme, rotasyonel solunum, postüral farkındalık ve aktif gövde stabilizasyonunu hedefleyen konservatif rehabilitasyon yöntemlerinden biridir. Bununla birlikte, tedavi başarısının yalnızca uygulanan egzersiz yöntemine değil; ayrıntılı klinik değerlendirme, bireyselleştirilmiş programlama, hasta uyumu ve düzenli takip gibi birçok faktörden etkilenebileceği kabul edilmektedir.

Bu anonim vaka sunumunda, yaklaşık 25° Cobb açısına sahip adölesan idiopatik skolyozlu bir hastada üç boyutlu/yapay-zeka-destekli-postur-analizi/ postür analizi, skolyometre ölçümü, gövde kas dayanıklılığı, solunum değerlendirmesi ve fonksiyonel ölçeklerin birlikte kullanıldığı klinik değerlendirme süreci ile 12 haftalık konservatif rehabilitasyon yaklaşımı sunulmaktadır.

ÖzellikBilgi
CinsiyetKadın
Yaş19
TanıAdölesan İdiyopatik Skolyoz
Eğrilik tipiSağ torakal + sol lomber çift eğrilik
Cobb açısı25°
Torakal apeksYaklaşık T8
Lomber apeksYaklaşık L2
Risser evresi4
KorseChêneau tipi (önerilen kullanım: günde 12–16 saat)
MeslekÖğrenci
Başlıca yakınmaBel ve sırt ağrısı
Yakınma süresiYaklaşık 2 yıl
Önceki tedaviBaşka bir merkezde yaklaşık 12–16 seans Schroth temelli egzersiz programı

Hasta, daha önce uygulanan rehabilitasyon sonrasında günlük yaşamındaki yakınmalarında kendi algısına göre belirgin bir değişiklik hissetmediğini ifade etti. Bunun üzerine daha ayrıntılı fonksiyonel değerlendirme amacıyla kliniğimize başvurdu.

Bu Hastada Neden Cobb Açısı Tek Başına Yeterli Görülmedi?

Yaklaşık 25° Cobb açısına sahip bireylerde ağrı şiddeti, postüral kontrol, gövde kas dayanıklılığı ve günlük yaşam performansı birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle bu vakada klinik değerlendirme yalnızca radyografik eğrilik üzerinden yapılmadı. Cobb açısına ek olarak üç boyutlu postür analizi, skolyometre ölçümü, gövde kas dayanıklılığı, solunum paterni ve fonksiyonel ölçekler birlikte değerlendirilerek rehabilitasyon programı bireyselleştirildi.

Başvuru Nedeni ve Hikâye

Hasta, özellikle uzun süre masa başında ders çalıştıktan sonra ve uzun süre ayakta kaldığında sırt ile bel bölgesinde mekanik karakterde ağrı oluştuğunu ifade etti. Ağrı zaman zaman günlük aktiviteleri sırasında belirginleşiyor, dinlenme ile kısmen azalıyor ancak tamamen kaybolmuyordu.

Günlük yaşamında uzun süre bilgisayar kullanması nedeniyle postürünü korumakta zorlandığını, günün ilerleyen saatlerinde gövdesini dik tutmanın giderek güçleştiğini belirtti. Spor aktiviteleri sırasında erken yorulma hissi tarifliyor, özellikle gövde stabilizasyonu gerektiren hareketlerde asimetri hissettiğini ifade ediyordu.

Başvuru sırasında ağrı şiddeti hem bel hem de sırt bölgesi için VAS üzerinde 5/10 olarak bildirildi. Fonksiyonel değerlendirmede Oswestry Disability Index (ODI) skoru 25/50 olarak hesaplandı.


İlk Klinik Değerlendirme

Klinik değerlendirme yalnızca radyografik Cobb açısı üzerinden yapılmadı. Hastanın postüral organizasyonu, gövde kas dayanıklılığı, solunum paterni, yumuşak doku özellikleri ve fonksiyonel kapasitesi birlikte değerlendirildi.

Değerlendirme sırasında belirgin torakal rotasyon, gövde asimetrisi ve postüral kompansasyon mekanizmaları gözlendi. Özellikle uzun süreli statik postürlerde gövde kontrolünün azalması ve kas yorgunluğunun erken geliştiği dikkati çekti.

Nörolojik muayenede alt ekstremite motor ve duyu muayenesini düşündürecek patolojik bir bulgu saptanmadı. Cerrahi değerlendirme gerektirecek akut nörolojik defisit veya sistemik kırmızı bayrak bulguları izlenmedi.


Üç Boyutlu Postür Analizi

Başlangıç değerlendirmesinde optik üç boyutlu postür analiz sistemi kullanıldı.

ParametreBaşlangıç
Omuz yükseklik farkı20 mm (sol omuz yüksek)
Pelvis eğimi2,0° (sağ pelvis yüksek)
Omuz asimetrisi8,4 mm
Forward Head Posture90 mm
Gövde öne eğimi3,1°
Omurga lateral sapması6,7 mm (sola)
Rib hump14,2 mm
Pelvis transvers rotasyonu7,7° (sol SIAS önde)

Üç boyutlu analiz, radyografik eğriliğin yanı sıra günlük postür organizasyonunda ortaya çıkan asimetrilerin objektif olarak izlenmesine olanak sağladı. Bulgular; omuz kuşağı, pelvis ve gövde segmentleri arasında belirgin yük dağılımı farklılıkları olduğunu düşündürdü.

3D Postür Analizi Neden Yapıldı?

Üç boyutlu postür analizi bu vakada radyografik değerlendirmeye alternatif olarak değil, postüral asimetri, yük dağılımı ve tedavi sürecindeki klinik değişimleri objektif olarak takip etmek amacıyla kullanıldı. Ölçümler omuz kuşağı, pelvis, gövde hizalanması ve anterior baş postürü gibi parametrelerdeki değişimlerin izlenmesine yardımcı oldu.


Skolyometre Değerlendirmesi

Adam Forward Bend testi sırasında skolyometre ile yapılan ölçümde Angle of Trunk Rotation (ATR) değeri olarak kaydedildi.

Torakal bölgede belirgin kaburga çıkıntısı (rib hump) gözlendi ve bu bulgu üç boyutlu postür analizinde elde edilen rotasyon verileriyle uyumluydu.

Skolyometre ölçümü, radyografik Cobb açısının yerine geçen bir değerlendirme yöntemi olarak değil; gövde rotasyonundaki klinik değişimi takip etmeye yardımcı tamamlayıcı bir ölçüm olarak kullanıldı.


Kas Performansı ve Gövde Dayanıklılığı

Kas kuvvetinden çok kas performansı, dayanıklılığı ve hareket kalitesi değerlendirildi.

Manuel kas testlerinde belirgin bir kuvvet kaybı izlenmemesine rağmen özellikle konveks tarafta erken yorulma, postüral kontrol kaybı ve hareket kalitesinde bozulma dikkati çekti. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca kas kuvveti değil; kas dayanıklılığı, motor kontrol ve hareket kalitesi birlikte ele alındı.

Klinik değerlendirmede eğriliğin konkav tarafında yer alan paraspinal kaslarda belirgin tonus artışı, spazm ve esneklik kaybı gözlendi. Buna karşılık konveks tarafta gövde stabilizasyonu sırasında daha erken yorulma ve hareket kontrolünde azalma dikkati çekti.

Yan plank testinde konveks tarafta dayanıklılık süresi 30 saniye, konkav tarafta ise 50 saniye olarak ölçüldü. Konveks tarafta test ilerledikçe gövde hizasının korunamadığı, yaklaşık 30. saniyeden itibaren rotasyon yönünde kompansatuvar hareketlerin geliştiği gözlendi.

Modifiye gövde ekstansör dayanıklılık testinde hasta pozisyonunu 60 saniye sürdürebildi. Ancak yaklaşık 40. saniyeden sonra gövdede rotasyon, lomber ekstansör kaslarda belirgin yüklenme ve nötral omurga pozisyonunun korunmasında güçlük ortaya çıktı. Bu nedenle yalnızca test süresi değil, hareket kalitesi de değerlendirmeye dahil edildi.


Solunum Değerlendirmesi

Göğüs çevresi ölçümü sırasında inspirasyon ve ekspirasyon arasındaki çevre farkı 2 cm olarak ölçüldü.

Klinik gözlem sırasında torakal ekspansiyonun asimetrik olduğu, rotasyonel deformite nedeniyle göğüs kafesinin bazı bölgelerinde solunum hareketlerinin daha sınırlı gerçekleştiği izlendi.

Bu nedenle rehabilitasyon programına eğriliğe özgü üç boyutlu düzeltme prensipleri ile birlikte rotasyonel solunum egzersizleri de dahil edildi.

Klinik Akıl Yürütme

Radyografik değerlendirmede yaklaşık 25° Cobb açısına sahip yapısal skolyoz bulunmasına rağmen, hastanın klinik yakınmalarının yalnızca eğriliğin derecesi ile açıklanamayacağı düşünüldü.

Başlangıç değerlendirmesinde elde edilen bulgular birlikte yorumlandığında;

  • üç boyutlu postür analizinde belirgin omuz ve pelvis asimetrisi,
  • anterior baş postüründe artış,
  • gövde lateral sapması,
  • kaburga rotasyonu,
  • gövde kas dayanıklığında taraflar arasında belirgin farklılık,
  • postüral stabilitenin uzun süre korunamaması,
  • torakal ekspansiyonda azalma,
  • uzun süreli oturma sırasında gelişen mekanik yüklenme

birlikte değerlendirildi.

Klinik değerlendirme sonucunda ağrının yalnızca yapısal eğrilikten değil; asimetrik yük dağılımı, gövde kas dayanıklılığındaki dengesizlik, postüral kontrol bozukluğu ve mekanik yüklenme paternlerinden de etkilenebileceği klinik hipotezi oluşturuldu.

Klinik gözlemler, hastanın yalnızca omurga eğriliği nedeniyle değil; postüral kontrol bozukluğu, gövde kaslarının dayanıklılık kaybı, hareket koordinasyonundaki asimetri ve solunum paternindeki değişikliklerin de günlük yaşam yakınmalarına katkıda bulunabileceğini düşündürdü.

Bu nedenle rehabilitasyon programı yalnızca Cobb açısını hedefleyen bir yaklaşım olarak planlanmadı. Bunun yerine üç boyutlu postüral düzeltme, gövde stabilizasyonu, rotasyonel solunum, kas dayanıklılığı, motor kontrol ve günlük yaşam farkındalığını birlikte geliştirmeyi amaçlayan bireyselleştirilmiş konservatif bir program oluşturuldu.

Hasta daha önce Schroth temelli egzersiz uygulamış olmasına rağmen belirgin klinik iyileşme hissetmediğini ifade ettiğinden, mevcut rehabilitasyon sürecinde egzersizlerin bireysel değerlendirme bulgularına göre yeniden düzenlenmesine, egzersizlerin doğru uygulanmasının düzenli olarak kontrol edilmesine ve ev programının ilerlemeye göre kademeli olarak güncellenmesine özellikle önem verildi.


Tedavi Planı

Tedavi programı toplam 12 hafta boyunca uygulandı. Klinik seanslar hastanın klinik durumuna göre planlanırken, ev egzersiz programı günlük olarak sürdürüldü ve her kontrolde bireysel ilerlemeye göre yeniden düzenlendi. Rehabilitasyon süreci eğriliğe özgü egzersiz yaklaşımı ile manuel uygulamaları destekleyici şekilde planlandı.

Programın temel amacı;

  • ağrının azaltılması,
  • postüral farkındalığın artırılması,
  • gövde stabilizasyonunun geliştirilmesi,
  • asimetrik yüklenmenin azaltılması,
  • kas dayanıklılığının artırılması,
  • solunum mekaniklerinin desteklenmesi
  • ve günlük yaşam aktivitelerinde daha dengeli hareket kontrolünün sağlanmasıydı.

Uygulanan Rehabilitasyon Programı

Eğriliğe Özgü Egzersiz Yaklaşımı

Programda Schroth prensiplerine dayanan bireyselleştirilmiş egzersizler kullanıldı.

Tedavi süresince;

  • üç boyutlu oto-düzeltme,
  • aksiyel uzama,
  • rotasyonel solunum eğitimi,
  • pelvis hizalanması,
  • omuz kuşağı kontrolü,
  • gövde stabilizasyonu,
  • postüral farkındalık,
  • günlük yaşam aktivitelerinde aktif düzeltme,
  • asimetrik gövde kuvvetlendirme,
  • yan plank progresyonları,
  • gövde dayanıklılık egzersizleri,
  • denge ve koordinasyon çalışmaları

kademeli olarak ilerletildi.

Egzersiz programı klinik değerlendirme bulgularına göre düzenli olarak yeniden planlandı ve hastaya ev programı verildi.


Manuel Uygulamalar

Egzersiz programını desteklemek amacıyla bireysel klinik bulgular doğrultusunda manuel uygulamalardan yararlanıldı.

Tedavi sürecinde gereksinime göre;

  • yumuşak doku mobilizasyonu,
  • miyofasyal gevşetme teknikleri,
  • tetik nokta uygulamaları,
  • torakal ve lumbopelvik bölgeye yönelik manuel mobilizasyonlar,
  • Osteopatik değerlendirme doğrultusunda hareket kısıtlılığı görülen bölgelere yönelik manuel teknikler, aktif rehabilitasyonu destekleyici amaçla programa entegre edildi.

Bu uygulamalar bağımsız bir tedavi yöntemi olarak değil; aktif egzersiz programını destekleyen tamamlayıcı yaklaşımlar şeklinde planlandı.


Ev Egzersiz Programı

Hasta, klinik uygulamaların yanında günlük ev egzersiz programına devam etti.

Program içerisinde;

  • postür düzeltme egzersizleri,
  • rotasyonel solunum çalışmaları,
  • gövde stabilizasyon egzersizleri,
  • omurga mobilizasyonu,
  • esneklik çalışmaları,
  • günlük yaşam sırasında aktif postür farkındalığı

yer aldı.

Ev programına uyum her kontrol seansında değerlendirildi ve hastanın ilerlemesine göre egzersizler güncellendi.


Takip Değerlendirmeleri

Hasta tedavi süresince düzenli aralıklarla yeniden değerlendirildi.

Takiplerde;

  • ağrı düzeyi,
  • fonksiyonel durum,
  • üç boyutlu postür analizi,
  • skolyometre ölçümü,
  • gövde kas dayanıklılığı,
  • solunum ekspansiyonu

yeniden ölçülerek başlangıç bulguları ile karşılaştırıldı.

Rehabilitasyon boyunca herhangi bir ciddi advers olay bildirilmedi. Hasta programı planlandığı şekilde tamamladı.

Tedavi Sonrası Bulgular

Hasta, planlanan 12 haftalık konservatif rehabilitasyon programını tamamladı. Tedavi sonunda ağrı şiddeti, fonksiyonel durum, üç boyutlu postür analizi, skolyometre ölçümü, gövde kas dayanıklılığı ve solunum parametreleri başlangıç değerlendirmesi ile yeniden karşılaştırıldı.

Tedavi Sürecindeki Klinik Değişimin Özeti

ÖlçümBaşlangıç12. Hafta
VAS51-2
ODI2510
ATR
FHP9066
Rib hump14.210.8

Ağrı ve Fonksiyonel Sonuçlar

Başlangıçta hem bel hem de sırt bölgesinde VAS 5/10 olarak bildirilen ağrı şiddeti, tedavi sonunda 1–2/10 düzeyine geriledi.

Fonksiyonel değerlendirmede Oswestry Disability Index (ODI) skoru 25/50’den 10/50’ye düştü. Hasta, özellikle uzun süre masa başında oturma sırasında daha az ağrı hissettiğini ve günlük aktivitelerini daha rahat sürdürebildiğini ifade etti.


Üç Boyutlu Postür Analizi Sonuçları

ParametreBaşlangıç12. Hafta
Omuz yükseklik farkı20 mm13 mm
Pelvis eğimi2,0°1,1°
Omuz asimetrisi8,4 mm4,8 mm
Forward Head Posture90 mm66 mm
Gövde öne eğimi3,1°1,5°
Omurga lateral sapması6,7 mm4,3 mm
Rib hump14,2 mm10,8 mm
Pelvis transvers rotasyonu7,7°4,6°

Üç boyutlu postür analizinde omuz ve pelvis hizalanmasının başlangıca göre daha simetrik hale geldiği, anterior baş postüründe azalma olduğu ve gövde hizalanmasında iyileşme gözlendi.


Skolyometre Sonuçları

Adam Forward Bend testi sırasında ölçülen Angle of Trunk Rotation (ATR) değeri başlangıçta iken, tedavi sonunda olarak ölçüldü.

Klinik gözlem sırasında torakal bölgede rib hump görünümünde başlangıca göre azalma izlendi.


Gövde Kas Dayanıklılığı

Yan plank testinde;

TestBaşlangıç12. Hafta
Konveks taraf30 sn56 sn
Konkav taraf50 sn61 sn

Başlangıç değerlendirmesinde konveks tarafta belirgin erken yorulma görülürken, tedavi sonunda iki taraf arasındaki dayanıklılık farkının azaldığı gözlendi.

Ayrıca test sırasında başlangıçta görülen gövde rotasyonu ve postür kaybı daha geç ortaya çıktı ve hareket kalitesinde belirgin iyileşme izlendi.


Gövde Ekstansör Dayanıklılığı

Modifiye gövde ekstansör dayanıklılık testinde;

ParametreBaşlangıç12. Hafta
Dayanıklılık süresi60 sn95 sn

Başlangıç değerlendirmesinde yaklaşık 40. saniyeden sonra gelişen gövde rotasyonu ve lomber kompansasyonlar tedavi sonunda belirgin olarak azaldı. Hasta test süresince nötral omurga pozisyonunu daha uzun süre koruyabildi.


Solunum Değerlendirmesi

Göğüs çevresi ölçümünde inspirasyon-ekspirasyon farkı;

ParametreBaşlangıç12. Hafta
Solunum ekspansiyonu2 cm4 cm

Tedavi sonunda torakal ekspansiyonun daha simetrik olduğu klinik olarak gözlendi ve göğüs çevresi farkında artış kaydedildi.


Hastanın Bildirdiği Klinik Değişim

Tedavi sonunda hasta;

  • uzun süre oturma sırasında daha az ağrı hissettiğini,
  • günlük yaşam aktivitelerinde gövdesini daha rahat dik tutabildiğini,
  • uzun süre ayakta kalırken daha geç yorulduğunu,
  • korse kullanımına daha kolay uyum sağlayabildiğini,
  • postürünü günlük yaşamda daha bilinçli şekilde düzeltebildiğini

ifade etti.

Hasta ayrıca başlangıçta gün sonunda belirginleşen bel ve sırt ağrılarının daha seyrek ortaya çıktığını ve egzersiz programını günlük yaşamının bir parçası hâline getirebildiğini bildirdi.


Sonuçların Özeti

DeğerlendirmeBaşlangıç12. Hafta
VAS5/101–2/10
ODI25/5010/50
Skolyometre
Konveks yan plank30 sn56 sn
Konkav yan plank50 sn61 sn
Core dayanıklılığı60 sn95 sn
Solunum ekspansiyonu2 cm4 cm
Forward Head90 mm66 mm
Omuz yükseklik farkı20 mm13 mm
Rib hump14,2 mm10,8 mm
Omurga lateral sapması6,7 mm4,3 mm
Pelvis rotasyonu7,7°4,6°

Klinik Değişimin Yorumlanması

VAS skorunda 3–4 puanlık, ODI ham skorunda ise 15 puanlık azalma kaydedildi. Bu değişimler hastanın bildirdiği ağrı ve günlük yaşam kısıtlılığındaki iyileşmeyle aynı yöndeydi. Bununla birlikte ODI için bildirilen minimal klinik önemli değişim eşikleri çoğunlukla bel ağrılı yetişkin örneklemlerinden elde edildiğinden, bu eşiklerin adölesan idiyopatik skolyozlu bu vakaya doğrudan uygulanması uygun değildir. Postür analizi, skolyometre ve gövde dayanıklılığı ölçümlerinde de genel kabul görmüş tek bir klinik anlamlılık eşiği bulunmadığından, tüm değişimler ölçüm koşulları ve klinik bağlam içinde yorumlandı.

Tartışma

Adölesan idiopatik skolyoz (AİS), yalnızca koronal düzlemdeki omurga eğriliğinden ibaret olmayan; vertebral rotasyon, postüral adaptasyonlar, gövde kas performansı ve solunum mekaniğini etkileyebilen üç boyutlu bir deformite olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle güncel konservatif rehabilitasyon yaklaşımları, yalnızca radyografik Cobb açısına değil, hastanın fonksiyonel durumu ve klinik bulgularına da odaklanmaktadır.

Bu vakada başlangıç değerlendirmesinde yaklaşık 25° Cobb açısına ek olarak belirgin postüral asimetri, gövde kas dayanıklılığında taraflar arası farklılık, anterior baş postüründe artış, torakal rotasyon, rib hump görünümü ve sınırlı torakal ekspansiyon saptandı. Ağrı düzeyi ile birlikte bu bulguların tamamı rehabilitasyon planlamasında dikkate alındı.

Tedavi sonunda ağrı şiddetinde azalma, fonksiyonel kapasitede iyileşme, gövde dayanıklılığında artış ve üç boyutlu postür analiz parametrelerinde olumlu değişiklikler gözlendi. Ayrıca skolyometre ölçümünde başlangıca göre azalma kaydedildi. Bu bulgular, konservatif rehabilitasyon sürecinde yalnızca semptomların değil, postüral organizasyon ve fonksiyonel performansın da takip edilmesinin klinik açıdan yararlı olabileceğini düşündürmektedir.

Schroth temelli egzersiz yaklaşımının, uygun hasta seçimi ve düzenli uygulama ile postüral kontrol, gövde stabilizasyonu ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini bildiren çalışmalar bulunmaktadır. Bununla birlikte güncel literatürde tedavi başarısının yalnızca Cobb açısındaki değişim ile değerlendirilmemesi; ağrı, fonksiyon, yaşam kalitesi, gövde rotasyonu ve postüral kontrol gibi hasta odaklı sonuçların da birlikte raporlanması önerilmektedir.

Bu vakada uygulanan program yalnızca eğriliğe özgü egzersizlerden oluşmamıştır. Üç boyutlu postüral düzeltme, rotasyonel solunum eğitimi, gövde stabilizasyonu, motor kontrol çalışmaları ve klinik değerlendirme bulgularına göre planlanan manuel uygulamalar birlikte kullanılmıştır. Bu nedenle gözlenen klinik değişimlerin herhangi bir yönteme tek başına bağlanması mümkün değildir.

Vakanın dikkat çekici yönlerinden biri, hastanın daha önce Schroth temelli bir rehabilitasyon programına katılmış olmasına rağmen günlük yaşamında belirgin iyileşme hissetmediğini ifade etmesidir. Bu gözlem, konservatif tedavilerde yalnızca egzersiz yönteminin değil; ayrıntılı klinik değerlendirme, bireyselleştirilmiş programlama, hasta eğitimi, egzersizlerin doğru uygulanması ve düzenli takip sürecinin de önemli olabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu çıkarım yalnızca bu vakaya ait gözlemlere dayanmaktadır ve genellenemez.

Bulgular Literatürle Nasıl Örtüşüyor?

Bu vakada gözlenen ağrı azalması, fonksiyonel iyileşme ve gövde kontrolündeki gelişim; Schroth temelli egzersizlerin ve eğriliğe özgü konservatif rehabilitasyon yaklaşımlarının bildirildiği sistematik derlemelerle genel olarak uyumludur. Bununla birlikte bu vaka tek bir hastaya ait gözlemleri içermektedir ve elde edilen sonuçların doğrudan literatürde bildirilen etkilerle birebir karşılaştırılması mümkün değildir. Bu nedenle gözlenen değişimler yalnızca bu hastanın bireysel klinik süreci kapsamında değerlendirilmelidir.


Klinik Çıkarımlar

Bu vaka aşağıdaki klinik noktaları göstermektedir:

  • Adölesan idiopatik skolyozda Cobb açısı, yapısal deformitenin değerlendirilmesinde temel ölçütlerden biridir; ancak ağrı ve fonksiyonel kapasiteyi tek başına açıklamayabilir.
  • Üç boyutlu postür analizi, skolyometre ölçümü, gövde dayanıklılık testleri ve fonksiyonel ölçeklerin birlikte değerlendirilmesi rehabilitasyon planlamasını destekleyebilir.
  • Gövde kas dayanıklılığı ve hareket kalitesi yalnızca kas kuvvetiyle değerlendirilmemeli; postür kontrolü ve motor koordinasyon da göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Rotasyonel solunum eğitimi ve postüral farkındalık çalışmaları, eğriliğe özgü egzersiz programlarının önemli bileşenleri arasında yer alabilir.
  • Düzenli takip ve objektif yeniden değerlendirmeler, klinik değişimin yalnızca hastanın subjektif ifadesine değil ölçülebilir parametrelere göre izlenmesine katkı sağlayabilir.

Güçlü Yönler

Bu vaka sunumunun güçlü yönleri şunlardır:

  • Radyografik bulguların yanı sıra objektif üç boyutlu postür analizinin kullanılması,
  • Skolyometre ölçümü ile klinik rotasyonun takip edilmesi,
  • Gövde dayanıklılığı ve hareket kalitesinin birlikte değerlendirilmesi,
  • Solunum ekspansiyonunun izlenmesi,
  • Fonksiyonel ölçeklerin tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırılması,
  • On iki haftalık düzenli takip sürecinin raporlanması.

Sınırlılıklar

Bu çalışma tek bir anonim vakaya ait gözlemleri içermektedir. Bu nedenle elde edilen bulguların tüm adölesan idiopatik skolyoz hastalarına genellenmesi mümkün değildir.

Tedavi sonrası Cobb açısını değerlendiren yeni bir radyografik inceleme bulunmadığından, radyografik eğrilikte değişim hakkında yorum yapılamamaktadır.

Ayrıca konservatif rehabilitasyon sürecinde gözlenen klinik değişimlerin; egzersiz programı, hasta uyumu, korse kullanımı, günlük yaşam alışkanlıkları ve doğal klinik seyir gibi birçok faktörden etkilenebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Skolyoz Değerlendirmeniz Sadece Cobb Açısıyla Sınırlı Kalmasın

Her skolyoz hastasında aynı değerlendirme yaklaşımı uygun olmayabilir. Klinik değerlendirme sürecinde yalnızca radyografik eğrilik değil; postür, gövde dayanıklılığı, solunum paterni ve fonksiyonel performans da önem taşıyabilir.

Ulus Fizyoterapi’de skolyoz değerlendirmesinde klinik muayene ile birlikte üç boyutlu postür analizi, skolyometre değerlendirmesi ve bireysel fonksiyonel testlerden yararlanılmaktadır.

Ayrıntılı değerlendirme planlamak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Sonuç

Bu anonim vaka sunumu, yaklaşık 25° Cobb açısına sahip adölesan idiopatik skolyozlu bir hastada uygulanan on iki haftalık konservatif rehabilitasyon sürecini özetlemektedir.

Tedavi sonunda ağrı şiddeti, fonksiyonel kapasite, gövde kas dayanıklılığı, solunum ekspansiyonu ve üç boyutlu postür analizinde değerlendirilen bazı parametrelerde başlangıca göre klinik olarak anlamlı iyileşmeler gözlenmiştir.

Bu bulgular, adölesan idiopatik skolyozun değerlendirilmesinde yalnızca radyografik ölçümlerin değil; postür, gövde dayanıklılığı, hareket kalitesi ve fonksiyonel performansın birlikte ele alınmasının rehabilitasyon planlamasına katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir.

Bu vakada tedavi sürecinde elde edilen değişimler yalnızca tek bir ölçüte göre değil; ağrı, fonksiyon, postür, gövde dayanıklılığı, solunum ve objektif klinik ölçümler birlikte değerlendirilerek yorumlanmıştır.

Bununla birlikte bu çalışma tek bir vakaya ait gözlemleri içermektedir. Daha geniş örneklemli ve uzun dönem takip içeren çalışmalar, konservatif rehabilitasyon yaklaşımlarının etkinliğinin daha kapsamlı değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır.


Kaynaklar

Bu vaka sunumunun hazırlanmasında adölesan idiyopatik skolyozun konservatif yönetimi, skolyoza özgü fizyoterapi egzersizleri, korse kullanımı ve klinik değerlendirme yöntemleriyle ilgili aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır.

  1. Negrini S, Donzelli S, Aulisa AG, Czaprowski D, Schreiber S, de Mauroy JC, et al. 2016 SOSORT guidelines: orthopaedic and rehabilitation treatment of idiopathic scoliosis during growth. Scoliosis Spinal Disord. 2018;13:3. doi:10.1186/s13013-017-0145-8.
  2. Weinstein SL, Dolan LA, Wright JG, Dobbs MB. Effects of bracing in adolescents with idiopathic scoliosis. N Engl J Med. 2013;369(16):1512–1521. doi:10.1056/NEJMoa1307337.
  3. Schreiber S, Parent EC, Khodayari Moez E, Hedden DM, Hill DL, Moreau M, et al. Schroth physiotherapeutic scoliosis-specific exercises added to the standard of care lead to better Cobb angle outcomes in adolescents with idiopathic scoliosis: an assessor and statistician blinded randomized controlled trial. PLoS One. 2016;11(12):e0168746. doi:10.1371/journal.pone.0168746.
  4. Kuru T, Yeldan İ, Dereli EE, Özdinçler AR, Dikici F, Çolak İ. The efficacy of three-dimensional Schroth exercises in adolescent idiopathic scoliosis: a randomised controlled clinical trial. Clin Rehabil. 2016;30(2):181–190. doi:10.1177/0269215515575745.
  5. Schreiber S, Parent EC, Hill DL, Hedden DM, Moreau M, Southon SC. Schroth physiotherapeutic scoliosis-specific exercises for adolescent idiopathic scoliosis: how many patients require treatment to prevent one deterioration? Results from a randomized controlled trial. Scoliosis Spinal Disord. 2017;12:26. doi:10.1186/s13013-017-0137-8.
  6. Romano M, Minozzi S, Zaina F, Chockalingam N, Kotwicki T, Hennes A, et al. Exercises for adolescent idiopathic scoliosis. Cochrane Database Syst Rev. 2012;(8):CD007837. doi:10.1002/14651858.CD007837.pub2.
  7. Amendt LE, Ause-Ellias KL, Eybers JL, Wadsworth CT, Nielsen DH, Weinstein SL. Validity and reliability testing of the Scoliometer. Phys Ther. 1990;70(2):108–117. doi:10.1093/ptj/70.2.108.
  8. Su X, Chen L, Tsai TY, Zhou J, Huang W, Chen X. Reliability and validity of scoliosis measurements obtained with surface topography techniques: a systematic review. J Clin Med. 2022;11(23):6998. doi:10.3390/jcm11236998.
  9. Prowse A, Pope R, Gerdhem P, Abbott A. Reliability and concurrent validity of postural asymmetry measurement in adolescent idiopathic scoliosis. World J Orthop. 2017;8(1):68–76. doi:10.5312/wjo.v8.i1.68.
  10. Mohamed N, Acharya V, Schreiber S, Parent EC, Westover L. Effect of adding Schroth physiotherapeutic scoliosis-specific exercises to standard care in adolescents with idiopathic scoliosis on posture assessed using surface topography: a secondary analysis of a randomized controlled trial. PLoS One. 2024;19(4):e0302577. doi:10.1371/journal.pone.0302577.
  11. Fairbank JCT, Pynsent PB. The Oswestry Disability Index. Spine. 2000;25(22):2940–2953. doi:10.1097/00007632-200011150-00017.
  12. Fritz JM, Irrgang JJ. A comparison of a modified Oswestry Low Back Pain Disability Questionnaire and the Quebec Back Pain Disability Scale. Phys Ther. 2001;81(2):776–788. doi:10.1093/ptj/81.2.776.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top
Mastodon